Reklamı Geç

Modern hayat ve dikey mimari insanları ölüme sürüklüyor

Dünyada ve Türkiye’de değişen hayat tarzı, insanların ölüm sebeplerini de değiştiriyor. Eski nesiller daha çok savaş, açlık ya da bulaşıcı hastalıklar yüzünden ölürken; şimdiki nesiller çok yemek, sağlıksız gıda, trafik, intihar, deprem, çarpık ve dikey mimari anlayışının marifetmiş gibi üst üste bindirdiği binaların kurbanı oluyor.

Modern hayat ve dikey mimari insanları ölüme sürüklüyor
Modern hayat ve dikey mimari insanları ölüme sürüklüyor Haber Merkezi
Bu içerik 737 kez okundu.

Tayyib gıdaları terk edip, kimyasal maddelerle dolu yiyecek ve içeceklerle beslenen insanoğlu, kısa sürede beden ve ruh olarak harap oluyor ve nihayetinde bunalımlar geçirerek ya kendi canına kıyıyor, ya da kötü beslenme sonucu kalp krizi, kanser ve diyabet gibi hastalıklar yüzünden can veriyor. TÜİK verilerine göre artık yatakta ölmeyi bile beceremiyoruz. Yeni Söz garipleşen ve her şey gibi çarpıklaşan ölüm nedenlerimizi araştırdı.

TRAFİK HER YIL KENDİ REKORUNU KIRIYOR

Türkiye'de sadece 2015 yılında TÜİK verilerine göre 183 bin 11 adet ölümlü ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldi. Trafik kazaları sonucunda 7 bin 530 kişi öldü, 304 bin 421 kişi ise yaralandı. Trafik kazalarında ölenlerin yüzde 40,7'sini sürücüler oluşturdu. Ölümlerin yüzde 48,8'i, yaralanmaların ise yüzde 67,3'ü yerleşim yeri içinde gerçekleşirken geri kalanlar da yerleşim yeri dışında yaşandı. Kazalarda sürücü kusurları yüzde 89,3. En büyük neden ise acelecilik. Can alıcı soru şu: Bunlara ‘kaza' mı, yoksa ‘intihar' demek gerekiyor?

İNTİHAR SALGINIYLA KARŞI KARŞIYAYIZ

21. asırda sayıları her geçen yıl yükselen ve özellikle gelişmişlik seviyesi yüksek ülkelerde zirveye oynayan ölüm sebebi ise intihar. Özellikle teknolojinin gelişmesiyle gelen asosyallik ve içe kapanma, maneviyat eksikliğinin yaşattığı boşluk ve bencil, seküler hayat tarzı sonunda intiharı getiriyor. İnsanları bu düşünceden uzaklaştırmak için verilen antidepresanlar ise intiharı engellemek şöyle dursun aksine artırıyor. Pek çok antidepresanın üzerinde ‘intihar eğilimini artırır' yazıyor. Antidepresan kullandığı için intihar eden ilahiyat profesörü bile var ve ülkemizde en çok tüketilen ‘ilaç' listesinin tepesinde bu ‘cinayet aleti' yer alıyor. TÜİK verilerine göre ise 2015'de Türkiye'de 3 bin 211 intihar girişimi ölümle sonuçlanmış. İntihar edenlerin yüzde 72,2'sini erkekler 27,3'ünü ise kadınlar oluşturuyor. Daha vahimi, oran her yıl katlanarak artıyor.

YATAKTA ÖLMEK HAYAL OLDU

Ivan Ilyiç haklı çünkü: Evde doğum, ev de tedavi ve evde ölmek artık bir suç. Eskiden insanlar ya cephede ya da yaşlılıktan evinde yatağından vefat etmekteydi. Günümüzde evde ölmek he hayal, hem de suç. Mutlaka modern bir hastane de sağlık çalışanlarının eziyet verici işlemleri altında ölmeniz isteniyor. Başınızda Yasin okunarak ölmek isteseniz de sizi duyan kimseyi bulamayacaksınız. Tabii ki bahtınız yaver gider de kalp krizine yakalanmazsanız.

Ölümlerin birinci sırasına yükselen kalp krizi son nefesinizde ‘Kelime-i şehadet' getirmenize bile fırsat vermeyecek kadar sinsi moda ölüm tarzı. Bunu ise hayatınızı cehenneme çeviren diyabet ve kanserler izliyor. Radyoterapi ve kemoterapi adlı acısız ölüm ise yeni teknolojinin modern insana büyük kazıklarından biri. Yatağında yaşlılık nedeniyle ölümlerin 8 ve 9. sıraya gerilemesi artık ölüm için yaşlanmayı beklemeye gerek olmadığını mesajını veriyor insanoğluna.

DEPREM DEĞİL ÖLÜM MAKİNESİ

Cumhuriyet devrinin ilk büyük depremi 13 Eylül 1924'te Erzurum'a bağlı Horasan'da 6,8 büyüklüğündeki depremdi. Burada sadece 60 insan vefat etti. 380 de binada da hasar meydana geldi.

6 büyüklüğündeki 1926 Kars depreminde 355;  6.5 büyüklüğündeki 1926 İzmir Torbalı depreminde 5;  7.2 büyüklüğündeki 1930 İran sınırı depreminde 2 bin 514; 6.4 büyüklüğündeki 1935 Erdek depreminde 5;  6.6 büyüklüğündeki 1938 Kırşehir depreminde 160; 6.6 büyüklüğündeki 1939 İzmir Dikili depreminde 60;  7,9 büyüklüğündeki 1939 Erzincan depreminde 32 bin 968;  7 büyüklüğündeki 1942 Niksar-Arbaa depreminde 3 bin; 7,2 büyüklüğündeki 1943 Tosya-Ladik depreminde 2 bin 824;  7,8 büyüklüğündeki 1999 Gölcük Torbalı depreminde 17 bin 480;  7.2 büyüklüğündeki 2011 Van depreminde 604 öldü.

Son 110 yılda yaşanan 56 büyük deprem incelendiğinde bir şey dikkat çekiyor: Her yeni deprem daha ölümcül ve daha yıkıcı. Yani modern binalara sığınan insanlar daha yıkıcı sonuçlarla karşı karşıya. İki kattan yüksek binalara kalp krizi geçirenlerde ölüm oranların daha yüksek ve üç kattan yüksek binalarda kalp krizi geçirenlerin kurtulma oranının sıfır olduğunu düşününce, modern hayat ya da modern mimari değil, ölüm mimarisi demek galiba daha doğru olacak.

Dünyada ve Türkiye'de değişen hayat tarzı insanların ölüm sebeplerini de değiştiriyor. Eski nesiller daha çok savaş, açlık, hastalık gibi sebepler yüzünden hayatını kaybederken artık insanlar çarpık ve dikey mimari anlayışının, marifetmiş gibi üst üste bindirdiği binaların kurbanı oluyor. Helal ve temiz gıdaları terk edip kimyasal maddelerle dolu yiyecek ve içeceklerle beslenen insanoğlu, kısa sürede fizyolojik ve psikolojik olarak harap oluyor ve nihayetinde bunalımlar geçirerek kendi canına kıyıyor. Milyonlarca insan tabii hayatı terk edip dar bir alanda betonlar arasında sıkış-tepiş yaşamayı tercih edince hava kirliliğinden trafik kazalarına pek çok sebep yaşamını yitirmesine sebep oluyor.

TÜİK verilerinden derlenen ölüm istatistikleri ise acı gerçeğin rakamlarını yüzümüze çarpıyor:

Türkiye'de son yüzyılda deprem yüzbinlerce can aldı

Kuzey Anadolu Fay Hattı, Doğu Anadolu Fay Hattı ve Batı Anadolu Fay Hattı ile deprem kuşağında yer alan Türkiye tarihi boyunca pek çok büyük deprem yaşadı. Ölçülebilen en büyük deprem 1939 yılında Erzincan'da 7,8 şiddetinde yaşanırken en fazla can kaybına mal olan deprem ise 17 Ağustos 1999 depremi oldu. 
Geçtiğimiz günlerde Çanakkale'de üst üste yaşanan depremler sonrası yine fay hatları üzerinde bulunan Türkiye'nin deprem karşısında ne kadar tedbirli olduğu akıllara geldi.

Son 110 yılda 56 büyük deprem

Türkiye'de bir asırda büyüklüğü 6 ve üzerinde gerçekleşen 56 deprem meydana geldi. Bu depremlerde 81 bin 637 kişi hayatını kaybetti. 20. Yüzyılın ilk büyük depremi Muş Malazgirt'te 29 Nisan 1903'te yaşandı. 6.7 büyüklüğündeki depremde 600 kişi hayatını kaybetti, 450 bina hasar gördü. Tekirdağ Mürefte'de 9 Ağustos 1912'deki 7.3 büyüklüğündeki depremde ise 216 kişi öldü, 5 bin 540 bina hasar aldı. Burdur da 4 Ekim 1914 yılında 6.9 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Burdur'da 300 kişi öldü 6 bin bina da hasar oluştu.

İlk büyük deprem Erzurum'da

13 Eylül 1924'te Erzurum'a bağlı Horasan'da 6.8 büyüklüğünde bir deprem oldu. 60 kişi hayatını kaybetti, 380 binada hasar meydana geldi. Kars-Ermenistan depremi olarak bilinen 6 büyüklüğündeki deprem 22 Ekim 1926'da ölçüldü. Bu depremde 355 kişi öldü.

İzmir Torbalı'da 31 Mart 1928'de meydana gelen 6.5 büyüklüğündeki depremde ise 50 kişi öldü, 2 bin 500 bina da hasar oluştu.

Sivas Suşehri'nde 18 Mayıs 1919'da olan 6.1 büyüklüğündeki depremde ise 64 kişi öldü, bin 357 bina hasarlı kaydedildi. Türkiye-İran sınırında 7 Mart 1930'da yaşanan 7.2 büyüklüğündeki depremde 2 bin 514 kişi yaşamını yitirdi.

Balıkesir Erdek'te 4 Ocak 1935'te yaşanan 6.4 büyüklüğündeki depremde 5 kişi öldü, 600 bina hasar gördü.

Kırşehir'de 19 Nisan 1938'de kaydedilen 6.6 büyüklüğündeki depremde ise 160 kişi hayatını kaybetti, 4 bin 66 bina da hasar meydana geldi. İzmir Dikili'de 22 Eylül 1939'da 6.6 büyüklüğünde deprem kaydedildi, 60 kişi öldü, bin 235 bina da hasar oldu.
Erzincan'da 27 Aralık 1939 da Türkiye'nin en büyük depremlerinden biri kaydedildi. Erzincan'da 7.9 büyüklüğündeki depremde 32 bin 968 kişi hayatını kaybetti, 116 bin 720 binada hasar oluştu.

20 Aralık 1942 Niksar-Erbaa: Büyüklüğü 7,0 olan bu depremde 3 bine yakın insan öldü, yaklaşık 6300 kişi de yaralandı. 26 Aralık 1943 Tosya-Ladik: 2 bin 824 kişinin yaşamına mal olan bu depremin büyüklüğü 7,2 olarak ölçüldü. 1 Şubat 1944 Bolu-Gerede: 7,2 büyüklüğündeki depremde 3959 kişi öldü, çok sayıda insan evsiz kaldı.

31 Mayıs 1946 Varto-Hınıs: Yazın başlangıcında yaşanan bu depremde 839 kişi yaşamını yitirdi, 349 kişi yaralandı.

Varto'da 2 bin 394 Çaldıran'da 3 bin 840 ölü

19 Ağustos 1966 Varto: Varto'nun karşılaştığı bu en şiddetli depremde 2394 kişi öldü 1489 kişi yaralandı. Derinliği 26 km olan bu depremim büyüklüğü Richter ölçeğine göre 6,9'du. Varto'da bir önceki yıl yaşanan ve 4,0 büyüklüğünde olduğu hesaplanan bu depremde de 12 kişi yaşamını yitirdi. 28 Mart 1970 Gediz: Gediz'de meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremin ortaya koyduğu felaket tablosu: 1086 ölü, 1260 yaralı. 6 Eylül 1975 Lice: 2385 kişinin öldüğü 3339 kişinin yaralandığı depremin büyüklüğü Richter ölçeğine göre 6,9.

24 Aralık 1976 Çaldıran-Muradiye: Yaşanan en büyük depremlerden biri olan bu depremin büyüklüğü 7,2 olarak ölçüldü. Can kaybı 3840'tı. 497 kişi yaralandı, birçok kişi evsiz kaldı. 30 Kasım 1983 Erzurum-Kars: 6,8 büyüklüğündeki deprem, büyük hasara ve can kaybına yol açtı. Depremde 1155 kişi öldü, 1142 kişi yaralandı. 13 Mart 1992 Erzincan: Erzincan ile birlikte Tunceli'yi de vuran bu deprem, 6,8 büyüklüğündeydi. Depremde 653 kişi yaşamını yitirdi. Yaralı sayısıysa 3850 olarak belirlendi. 1 Kasım 1995 Dinar: 5,9 büyüklüğündeki depremde ölü sayısı 94.

27 Haziran 1998 Ceyhan: 6,3 büyüklüğündeki deprem başta Ceyhan olmak üzere bütün Adana'yı etkiledi. 84 kişinin hayatını yitirdiği depremde 310 kişi yaralandı, yüzlerce ev hasar gördü.

En fazla kayıp ‘99 depreminde

17 Ağustos 1999 Gölcük: 7.8 büyüklüğündeki depremde 17 bin 480 kişi hayatını kaybetti, 73 bin 342 kişi yaralandı. 
17 Ağustos depremi, tüm Marmara Bölgesi'nde, Ankara'dan İzmir'e kadar geniş bir alanda hissedildi. Resmi raporlara göre, 17.480 ölüm, 23.781 yaralı oldu. 505 kişi sakat kaldı. 285.211 ev, 42.902 iş yeri hasar gördü. Resmi olmayan bilgilere göre ise yaklaşık 50.000 ölüm, ağır-hafif 100.000'e yakın yaralı olmuştur

12 Kasım 1999 Düzce: 7.5 büyüklüğündeki depremde 763 kişi hayatını kaybetti, 35 bin 519 kişi yaralandı.
6 Haziran 2000 Çankırı: 6.1 büyüklüğündeki Çankırı depreminde bir kişi hayatını kaybetti, bin 766 kişi yaralandı. 3 Şubat 2002 Çay-Sultandağı: 6.4 büyüklüğündeki depremde 44 kişi öldü, 622 yaralandı. 27 Ocak 2003 Pülümür: 6.2 büyüklüğündeki depremde 1 kişi hayatını kaybetti 50 kişi yaralandı. 1 Mayıs 2003 Bingöl: 6.4 büyüklüğündeki depremde 176 kişi hayatını kaybetti 6 bin kişi yaralandı.

Van'da iki büyük deprem

Ekim 2011 Van depremi, Cumhuriyet tarihi boyunca Anadolu'da meydana gelen en büyük depremlerden biri olarak kayıtlara geçti. 23 Ekim 2011 günü Türkiye saati ile 13:41'de Van'da meydana gelen ve 25 saniye süren deprem sonucu 604 ölü, 4152 yaralı ve 2262 enkaz oluştu.

9 Kasım 2011 tarihinde, TSİ 21:23'de meydana gelen ve 5,6 büyüklüğündeki depremde 2'si otel olmak üzere 25 bina yıkıldı geride 40 ölü, 30 yaralı, 25 enkaz bıraktı.

TRAFİK KAZASI HER YIL SAYISINI ARTIRIYOR 

Türkiye'de sadece 2015 yılında TÜİK verilerine göre 183 bin 11 adet ölümlü yaralanmalı trafik kazası meydana geldi. Trafik kazaları sonucunda 7 bin 530 kişi öldü, 304 bin 421 kişi yaralandı. Trafik kazalarında ölenlerin %40,7'sini sürücüler oluşturdu. 
Kazalarda sürücü kusurları %89,3 ile ilk sırada

Türkiye'de 2015 yılında meydana gelen 183 bin 11 adet ölümlü yaralanmalı trafik kazası sonucunda 3 bin 831 kişi kaza yerinde, 3 bin 699 kişi ise yaralanıp sağlık kuruluşlarına sevk edildikten sonra kazanın sebep ve tesiriyle 30 gün içinde hayatını kaybetti. Ölümlerin %48,8'i, yaralanmaların %67,3'ü yerleşim yeri içinde gerçekleşirken ölümlerin %51,2'si yaralanmaların ise %32,7'si yerleşim yeri dışında oldu.

Türkiye'de 2015 yılında ölümlü yaralanmalı trafik kazasına neden olan toplam 210 bin 498 kusura bakıldığında kusurların %89,3'ünün sürücü, %8,8'inin yaya, %0,9'unun yol, %0,6'sının taşıt ve %0,4'ünün yolcu kaynaklı olduğu görüldü.

Tatil ayları kazalara davetiye çıkarıyor

Kazaların aylara göre dağılımına bakıldığında Temmuz ayı %11 pay ile en fazla kazanın meydana geldiği ay olurken Şubat ayı %5,6 pay ile en az kazanın meydana geldiği ay oldu. Haftanın günlerine göre bakıldığında ise ölümlü yaralanmalı kazaların %14,9 pay ile en fazla Cumartesi günleri ve %13,6 pay ile en az Salı günleri gerçekleştiği görüldü. Ölümlü yaralanmalı kazaların %66,7'si gündüz meydana geldi.

GÜNÜMÜZÜN YÜKSELEN TEHLİKESİ: İNTİHAR

21. yüzyılda ölüm istatistiklerinde her geçen yıl yükselen ve özellikle gelişmişlik seviyesi yüksek ülkelerde zirveye oynayan ölüm sebebi ise intihar. Özellikle; teknolojinin gelişmesiyle gelen asosyallik ve içe kapanma, maneviyat eksikliğinin yaşattığı boşluk ve bencil seküler bir hayat tarzı sonunda intiharı getiriyor. İnsanları bu düşünceden uzaklaştırmak için verilen antidepresanlar ise çoğu kez hiçbir işe yaramıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2015 yılına ilişkin intihar istatistiklerini açıkladı. Türkiye'de yıl içinde 3 bin 211 intihar girişimi ölümle sonuçlandı.

Buna göre, ölümle sonuçlanan intihar sayısı revize edilen 2014'te 3 bin 169 iken, 2015'te yüzde 1,3 artarak 3 bin 211 kişi oldu. İntihar edenlerin yüzde 72,7'sini erkekler, yüzde 27,3'ünü ise kadınlar oluşturdu. Kaba intihar hızı 100 bin nüfus başına düşen intihar sayısını ifade ederken, bu hız söz konusu yılda değişmeyerek 100 binde 4,11 olarak gerçekleşti. Diğer bir ifadeyle geçen yıl her 100 bin kişiden 4'ü intihar etti.

İntihar eden erkeklerin yüzde 54'ü evli

İntihar eden kişilerin yüzde 23,7'sinin ilkokul mezunu olduğu belirlendi. Bunu yüzde 21,4 ile ilköğretim, yüzde 20,9 ile lise ve dengi okul, yüzde 11,7 ile yüksek öğretim mezunları izledi.

Geçen yıl intihar edenlerin yüzde 50,5'i evli, yüzde 37,7'si hiç evlenmemiş, yüzde 7,2'si boşanmış, yüzde 4,6'sı ise eşi vefat etmiş kişilerden oluştu. Aynı dönemde intihar eden erkeklerin yüzde 54'ünün evli, yüzde 36,4'ünün hiç evlenmemiş, intihar eden kadınların ise yüzde 41,1'inin evli, yüzde 41'inin hiç evlenmemiş olduğu görüldü.

İntihar hızı en yüksek ilimiz Kars

Kaba intihar hızının 2015 yılı en yüksek olduğu il 100 binde 9,17 ile Kars oldu. Bu ili 100 binde 8 ile Ardahan ve 100 binde 7,05 ile Karaman izledi. Kaba intihar hızının en düşük olduğu il ise 100 binde 1,1 ile Çankırı olarak kayıtlara geçti. Bu ili 100 binde 1,21 ile Rize ve 100 binde 1,54 ile Kilis takip etti. Geçen yıl intihar edenlerin yüzde 34,3'ünü ise 15-29 yaş grubundakiler oluşturdu. İntiharların cinsiyete göre dağılımında intihar eden kadınlarda en yüksek oran yüzde 18 ile 15-19, erkeklerde ise yüzde 12,8 ile 20-24 yaş grubunda görüldü. İntihar eden erkeklerin yüzde 33,3'ü, kadınların ise yüzde 46'sı 30 yaşından küçük kişilerden oluştu.

dikey mimari modern hayat
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
‘Necip Fazıl için büyük adam tabiri bile az gelir’
‘Necip Fazıl için büyük adam tabiri bile az gelir’
Kudüs'teki yüzyıllık hesap
Kudüs'teki yüzyıllık hesap