Reklamı Geç
Bir destandır 'Necip Fazıl'
Muzaffer DOĞAN

Bir destandır 'Necip Fazıl'

Bu içerik 412 kez okundu.
Her şeyin bitti sanıldığı, herkesin sus(turul)duğu bir devirde bir adam ayağa kalktı, meydan yerine çıktı ve yüksek sesle haykırdı:
Durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak!
Sonra, daha gür bir sesle haykırdı:
İnanmıyorum bana öğretilen tarihe!
Devrin Tek Parti kodamanları karar verdiler:
Bu adam derhal susturulmalıdır!. .
*
Bu adam, önce “Örümcek Ağı” şairi, sonra “Kaldırımlar” şairi, daha sonra da, tuttuğu “ yeni yol ve yön”den dolayı, “Sabık Şair”, “Süper Mürşid” diye alay ettikleri Necip Fazıl Kısakürek’ti…
*
1943’de İkinci Dünya Savaşı’nın ortasında, dâvâsının bayrağı Büyük Doğu Mecmuası’nı çıkarınca da, “Büyük Doğu, büyük şair Necip Fazıl’a mezar oldu!” diye, yok saymaya kalkıştılar. . .
*
Büyük Doğu Mecmuası’nın kapağına, gök gürültüsü tesiri bırakan bir Hadis-i Şerif yazdı:
Allah’a itaat etmeyene, itaat edilmez. ”
*
Bu adam, susacağa benzemiyordu:
1365 yılın dâvâcısıyım!” diyordu…
Mukaddes emâneti ne yaptınız?” diyordu…
Yüzüstü çok süründün ayağa kalk Sakarya!” diyordu. .
Bütün bir milleti, bütün bir coğrafyayı ayağa kalkmaya çağırıyordu…
Karanlığa mahkûm edilmiş, umutsuzluk girdabına düş(ürül)müş mazlûm bir millete, kurtuluş “dâvetiye”si çıkarıyordu:
Sonsuz gerçek, habercisi ezelin;
Kitaplar gelin!
Şarkı bizde, şeytan, yeter gazelin;
Nağmeler, gelin!
Ey karanlık, gelmektedir ecelin;
Işıklar, gelin!
Toplanın hep, derlenin hep, düzelin;
Yığınlar, gelin!
                                                           
Ceberrut CHP kodamanları, ne yaparlarsa yapsınlar, bu adamı susturamıyorlardı…
Susmayan, susturulamayan, hiç de susacağa benzemeyen bu adam, Üniversite’deki hocalığına son veriliyor yine susmuyor, eşi ve çocukları ekmeğe muhtaç duruma düşürülüyor yine susmuyor …
Mahkeme mahkeme koşturuluyor, zindanlara atılıyor, susmuyor …
Olmadık iftiralar atıyorlar, yine susmuyor …
*
Şiirle haykırıyor, hitâbeyle haykırıyor… Anadoluyu, bir baştan bir başa dolaşarak verdiği konferanslarla haykırıyor …
*
“Gökte çakıyor haber,
Geber çelik put, geber!
Doğrul yeni seferber,
O’nun Ümmetinden ol!”
Diye haykırıyor…
*
Tarih tezleriyle haykırıyor:
Kızıl Sultan “ dediğiniz adam, “Ulu Hakan”dır, diyor…
Vatan Haini” dediğiniz adam, “Vatan Dostu”dur, diyor…
Bize “Kahraman” diye yutturmaya çalıştıklarınız, “Sahte Kahraman”dır, diyor…
*
 “Genç Adam!
Kalabalıkların modalaşmış yollarına düşme. Nefs muhâsebesi dedikleri o ulvî melekeye
 yapış ve düşün.
Yol, kalabalıkların yönü değil, hakikâtin istikâmetidir. Sen ona dön ve kalabalıkları döndür. ”diye, çığlık çığlık haykırıyor…
*
Bu adam, susmadığı gibi, yol ve yön gösterdiği gençliği, ulvî fikirlerle besliyor,
onlara cesâret veriyor, umut aşılıyor:
Bekleyin görecektir, duranlar yürüyeni;
Sabredin, gelecektir, solmaz, pörsümez Yeni!
 
Hasretle beklenen gelir mutlaka;
Sultan fikir, şanlı otağa gelir.
Yırtılır güneşin kapkara zarı,
Dünyamız yepyeni bir çağa gelir.
Füzeler kağnıya döner ve nöbet,
Işıktan da hızlı Burağa gelir.
Gökyüzü, yeryüzü helâlleşirler,
Nur, kaçtığı yerden toprağa gelir.
Birleşir, kupkuru dalla, yanık kök,
Yemyeşil bir ışık, yaprağa gelir.
Kal’anın burcunda çakar işaret,
Millet, dalga dalga bayrağa gelir
Diye müjdeliyor.
*
Genç adam, at yorganı!
Haram sana uyuman!
Diye sesleniyor…
“Hey gidi küheylân, koşmana bak sen!
Diye sesleniyor…
*
 “Ana kaynak İslâmdır”
“Baş yücelik Devleti kurulmalıdır”
Diye ikaz ediyor…
*
Duvarlarını terlettiği “Zindan”dan sesleniyor:
Mehmed’im, sevinin başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir.
*
Her şey, her şey İslâmda;
 Ferde ve kavme rütbe.
Bizde, kudsî emânet;
Bizde yarın galebe!
Gün geldi, saat çaldı;
İşte yol, koş takibe!
Yetmez mi esâretin;
Ey Türkoğlu davran be!
 
Birçok nesle dâvâ, mücâdele ve kahramanlık ahlâkı ve gözü karalık öğretti.
Allah ve Resûlü’nün yolunda çile çekmenin lâfını değil, hakikâtini, bizzat yaşayarak gösterdi.
Devrimlerle ihdas edilen bütün “dikey“lerin, önce “yatay, sonra da “baş aşağı” edilmesini
”vasiyet” etti.
*
Fâni vücuduyla aramızdan ayrılalı 35 yıl olsa da; O, eserleri, tesirleri ve destanlık cihadıyla yaşıyor ve yaşayacak.
Şiiri destan, tefekkürü destan, mücâdelesi destan, hayatı destan bir adam
Bütün haykırışlarını, bütün seslenişlerini, ikazlarını, bütün mücâdelesini şu “noktalama” ile hülâsalandırdı:
 
EFENDİM, KURTARICIM, MÜJDECİM, PEYGAMBERİM;
SANA UYMAYAN ÖLÇÜ, HAYAT OLSA TEPERİM!
*
Selâm olsun, o büyük adama...
Selâm olsun, o büyük kahramana...
 
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
‘Necip Fazıl için büyük adam tabiri bile az gelir’
‘Necip Fazıl için büyük adam tabiri bile az gelir’
Kudüs'teki yüzyıllık hesap
Kudüs'teki yüzyıllık hesap